Hamilton simülatör yerine insani yardım deposunda. Testlerden bir hafta önce bu, meydan okuma gibi geliyor

Avatar
Nevin Lasanis
21/01/26
Paylaşmak
   

“Formula-1”de ocak ayı genelde hep aynı görünür: takımlar araçları son kez ince ayar yapar, pilotlar sponsor çekimlerinde gülümser, sosyal medyada ise spor salonu, kardiyo, “çalışıyoruz” olur. Ve tüm bunlar, saatlerin sessiz tıkırtısı eşliğinde akar: ocak sonunda Barselona’da testler vardır, ardından sezonu artık durduramazsın.

İşte tam bu arka planda Lewis Hamilton, alışılmış senaryoyu bozan bir şey yapıyor: 19 Ocak’ta Ürdün’e uçup Gazze için insani yardım yüklerinin hazırlanmasına bizzat katılıyor. “Fotoğraf için geldi, el sıkıp gitti” değil. Gerçekten paketleme, elle çalışma, lojistik — normalde kameralar ve “yedi kez şampiyon” gibi bir statü olmadan yapılan işler.

Evet, herkesin azami şekilde toplanmış olması gereken anın hemen öncesinde.

Bunu özellikle şimdi şaşırtıcı kılan ne

Çünkü Hamilton için bu sezon “turda bir yıl daha” değil.

Yeni teknik düzen, yeni araçlar, yeni bir başlangıç noktası.

Üstelik kişisel bir yük daha var: “Ferrari”de zorlu geçen ilk yılın ardından, ona sadece “forma girmek” değil, içsel dayanağını da geri kazanmak gerekiyor.

Sezon aralarında Lewis sık sık sessizliğe çekilir — gürültünün içinden kaybolur, yeniden başlatır. Ama bu genelde inziva gibi olur: antrenmanlar, minimum temas. Burada ise — Ürdün ve bir insani yardım deposu.

Tam olarak ne yaptı

Kendi anlatımına göre Britanya Kızılhaçı, Ürdün Kızılhilali ve Filistin Kızılhilali ekipleriyle birlikte çalıştı — yardımları toplama ve sevkiyata hazırlama sürecine destek verdi.

Tepkisindeki en ilginç şey şu: Oraya, büyük ölçüde umutsuzluk göreceğini düşünerek gitmiş. Yani felaketin ölçeği devasa olduğunda, “hiçbir şeyi değiştiremem” diye düşünmek kolay.

Ama yanında götürdüğü şey başka oldu: insanların direnci ve etraf kötü olsa bile “kendi işini yapma” yönündeki normal, insani, inatçı kapasite. Özellikle doktorları, aileleri ve insani yardım kuruluşlarının çalışanlarını ayrı ayrı not etti — dünyanın geri kalanı yorumlarda tartışırken, durumu ayakta tutanları.

Hamilton’ın ana mesajı (ve çok net)

“Hadi hepimiz daha iyi olalım” demiyor. Daha pragmatik ve daha sert söylüyor:

  • insani yardım çok yetersiz;
  • kuruluşların, yardımın gerçekten gerektiği yerlere erişime ihtiyacı var;
  • toplum “yorulmamalı” ve kapatmamalı — çünkü izleyici yorgunluğunun bedelini her zaman altta olan öder.

Ve önemli: bu, anlık bir “haftanın hevesi” değil.

Hamilton, İsrail-Filistin çatışması hakkında daha önce de konuşmuştu: ateşkes ihtiyacından, rehinelerin geri dönmesinden, çocuklar ölürken sessiz kalınamayacağından söz etmişti. Bunu yaparken de, bir tarafı “tutmadığını”, insani felaketten ve kararları etkileyebilecek kişilerin sorumluluğundan bahsettiğini vurguluyordu.

Sonbaharda, (Filistin Kızılhilali, MSF/“Sınır Tanımayan Doktorlar”, Save the Children gibi) hayır kurumlarına yaptığı bağışları duyurmuş ve başkalarını da aynı şeyi yapmaya çağırmıştı. Ve evet — bunun nasıl bir yankı yaratacağını bilerek, yaşananlara dair güçlü uluslararası değerlendirmelere de atıf yapmıştı. Ama anlam hep aynı kalıyordu: insanlara yardım etmek, konforlu sessizlikten daha önemli.

“Peki ya yarışlar?” — normal bir soru

Çünkü F-1’de, yanlış zamanda gelen her ekstra hikâye riske dönüşür:

  • odağı kaybedersin,
  • tükenirsin,
  • gündemin içine çekilirsin,
  • testlere duygusal olarak boşalmış şekilde gelirsin.

Ama Hamilton’da, garip biçimde, ters bir mantık da geçerli olabilir.

Bazı insanlara sessizlik iyi gelir. Bazı insanlara ise anlam duygusu iyi gelir; “ben/araç/sonuç” balonundan çıkmak. Hamilton’da bunu uzun zamandır görmek mümkün: Kamuya açık hayatını yıllardır öyle kuruyor ki, sanki onun için sadece pilot olmak yetmiyor.

Mission 44 diye bir vakfı var — gençlerle ve sosyal adaletsizlikle çalışıyor. Oraya kendi parasını koydu, ortaklıklar kurdu, projeleri tek bir paylaşım uğruna değil, gerçekten taşıdı. Ve bunu nasıl anlattığına bakılırsa, onun için bu bir “yan iş” değil, kimliğinin bir parçası.

Bu yüzden Ürdün’e gidişi “hazırlıktan koptu” gibi değil, “hazırlık altında kırılmamak için ona iyi gelen şeyi yapıyor” gibi görünüyor.

İlgili gönderiler